İmsak Vakti 02:00
02:00
Şanlıurfa’da ise son dönemde manzara biraz farklı.
Konuşan çok.
Açıklama yapan çok.
Toplantı düzenleyen çok.
Fakat soru sormaya gelince…
Mikrofonlar nedense sessizleşiyor.
Şehrin sorusu çok, cevap verecek muhatap yok.
İşte asıl mesele tam da burada başlıyor.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, “Türkiye Yüzyılı Buluşmaları” kapsamında Şanlıurfa’ya geldi. Kentte çeşitli temaslarda bulundu, siyasi parti teşkilatları ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya geldi.
Basın da programları takip etti.
Gazeteciler notlarını aldı.
Kameralar kayıttaydı.
Mikrofonlar hazırdı.
Çünkü Şanlıurfa’nın soruları vardı.
Hem de az buz değil.
İşsizlikten istihdama…
Eğitimden sağlığa…
Şehir Hastanesi’nden ulaşıma…
Altyapıdan tarıma…
Sulamadan kırsal yollarına kadar vatandaşın cevap beklediği onlarca başlık vardı.
Gazeteci bunları sormak istedi.
Fakat soru sorma fırsatı oluşmadı.
Ve geriye şu soru kaldı:
Şehrin sorunlarını soramayacaksak, kime soracağız?
Gazeteci Neden Soru Sorar?
Bunu yeniden anlatmaya gerek var mı bilmiyorum.
Ama belli ki hatırlatmak gerekiyor.
Gazeteci, basın toplantısına yalnızca açıklama dinlemek için gitmez.
Gazeteci, kendisine uzatılan metni alıp yayımlayan kişi değildir.
Gazeteci; sorar, sorgular, takip eder.
Vatandaşın ulaşamadığı kişiye ulaşır.
Vatandaşın söyleyemediğini söyler.
Vatandaşın merak ettiğini sorar.
Bazen cevabı beğenmez.
Bazen verilen cevap yeni bir soru doğurur.
Ve o ikinci soruyu da sorar.
Çünkü gazetecilik biraz da budur.
Mesele soru sormak değilse, basın toplantısına neden gazeteci çağrılır?
Sadece açıklamayı yayımlamak isteniyorsa, bunun için zaten basın bültenleri var.
Urfa Basını Reklam Mecrası Değildir
Şanlıurfa basını yıllardır bu şehirde zor şartlarda gazetecilik yapıyor.
Kimi zaman ekonomik sıkıntılarla mücadele ediyor.
Kimi zaman baskılarla karşılaşıyor.
Kimi zaman da yalnızca işini yaptığı için eleştiriliyor.
Ama bütün bunlara rağmen sahadan kopmuyor.
Çünkü gazetecinin görevi kolay olanı yapmak değildir.
Kolay olan, açıklamayı alıp yayımlamaktır.
Zor olan ise açıklamanın ardından:
“Peki ama bu neden böyle?”
diye sormaktır.
“Ne zaman bitecek?”
“Ne kadara mal oldu?”
“Vatandaş ne zaman faydalanacak?”
“Verilen söz neden yerine gelmedi?”
“Bu sorunun çözümü için ne yapıldı?”
diye devam etmektir.
İşte gazetecilik burada başlar.
Bu nedenle açıkça söylemek gerekiyor:
Urfa basını hiçbir siyasi yapının reklam mecrası değildir.
Basın, kamu adına soru sorar.
Ve soru sormak bir lütuf değildir.
Gazetecinin mesleki hakkıdır.
“Başımızın Tacıdır” Sözü
Bahadır Yenişehirlioğlu’nun daha önce Şanlıurfa basını için “başımızın tacıdır” şeklindeki sözleri de bugün yeniden hatırlanıyor.
Söz güzel.
Niyet güzel.
Fakat gazetecinin aklına ister istemez şu soru geliyor:
Başımızın tacıysak, neden soru sorma fırsatı bulamıyoruz?
Başımızın tacıysak, neden Şanlıurfa’nın sorunlarını doğrudan sormak istediğimizde karşımızda bir soru-cevap ortamı oluşmuyor?
Burada mesele Sayın Yenişehirlioğlu’nun şahsı değil.
Mesele, siyasetin basınla kurduğu iletişim biçimidir.
Çünkü basınla sağlıklı iletişim yalnızca gazeteciyi dinlemekle kurulmaz.
Gazeteciye soru sorma imkânı vermekle kurulur.
Şehrin Vekilleri Nerede?
Bir başka noktayı da konuşmak gerekiyor.
Şanlıurfa’nın milletvekilleri var.
İktidar partisinin il teşkilatı var.
Muhalefet partileri var.
Sivil toplum kuruluşları var.
Hepsinin bu şehir adına söyleyecek sözü, soracak sorusu olması gerekir.
Fakat zaman zaman öyle bir tablo ortaya çıkıyor ki…
Gazeteci şehir adına soru sormak zorunda kalıyor.
Çünkü şehirde konuşması gerekenlerin önemli bir bölümü susuyor.
Açıklama yapması gerekenler açıklama yapmıyor.
Sorunları gündeme taşıması gerekenler yeterince görünür olmuyor.
Sonra dönüp basına:
“Neden bu konuyu yazdınız?”
deniliyor.
İyi de…
Biz yazmayacaksak kim yazacak?
Biz sormayacaksak kim soracak?
Basın Susarsa Şehir Konuşamaz
Bir şehirde basının güçlü olması, yalnızca gazeteciler için önemli değildir.
Asıl önemli olan şehir adına ortaya çıkacak kamuoyu denetimidir.
Gazeteci sorar.
Yetkili cevap verir.
Gazeteci cevabı kamuoyuna aktarır.
Vatandaş da ne söylendiğini bilir.
Demokrasinin en basit mekanizmalarından biri budur.
Sorunun sorulmadığı yerde cevap da olmaz.
Cevabın olmadığı yerde ise tartışma büyür.
Ve cevapsız kalan her soru, kamuoyunda yeni bir soru işareti doğurur.
Şanlıurfa’nın ihtiyacı da tam olarak bunun tersidir.
Daha fazla konuşmaya…
Daha fazla açıklamaya…
Daha fazla soru-cevaba…
Daha fazla şeffaflığa ihtiyaç var.
Bizim İtirazımız Kime Değil, Neyedir?
Burada özellikle altını çizmek gerekiyor.
Bizim itirazımız bir kişiye değil.
Bir siyasi partiye karşı da değil.
Bizim itirazımız, soru sormanın gereksiz görülmesine.
Gazetecinin yalnızca açıklamaları aktaran bir aracıya indirgenmesine.
Basın toplantısının soru-cevap bölümünün neredeyse formaliteye dönüşmesine.
Çünkü gazetecinin sorusu bazen rahatsız edici olabilir.
Ama rahatsız edici olması, sorulmaması gerektiği anlamına gelmez.
Tam tersine…
Bazen en çok ihtiyaç duyulan soru, en rahatsız edici görünen sorudur.
Urfa’nın Sorusunu Kim Soracak?
Şanlıurfa’nın çok ciddi meseleleri var.
Vatandaş bunların cevabını bekliyor.
Çiftçi bekliyor.
Esnaf bekliyor.
Genç bekliyor.
Öğrenci bekliyor.
İş arayan bekliyor.
Hastanede tedavi gören vatandaş bekliyor.
Ulaşımda zaman kaybeden vatandaş bekliyor.
Ve bütün bu insanların ortak bir beklentisi var:
Birileri sorsun, birileri cevap versin.
Biz de bunun için oradayız.
Ne macera peşindeyiz ne de kavga arıyoruz.
Biz gazeteciyiz.
Sorumuz varsa soracağız.
Cevap varsa yazacağız.
Eksik varsa gündeme getireceğiz.
İyi yapılan varsa onu da anlatacağız.
Çünkü bizim tarafımız bir siyasi parti değil.
Bizim tarafımız Şanlıurfa’dır.
Son Söz
Türkiye Yüzyılı denilen dönemde siyasetin basından beklediği yalnızca alkış olmamalı.
Basın da siyasetten yalnızca açıklama beklemiyor.
Basın cevap bekliyor.
Şehir cevap bekliyor.
Vatandaş cevap bekliyor.
O halde mesele çok basit:
Şehrin sorusu çoksa, cevap verecek muhatap da olmalı.
Gazeteci mikrofonu uzattığında karşısında bir cevap bulabilmeli.
Çünkü o mikrofon gazetecinin şahsi mikrofonu değildir.
O mikrofonda Şanlıurfa vardır.
Ve Şanlıurfa’nın soruları vardır.
Bugün sorular cevapsız kalabilir.
Ama yarın yine sorulacaktır.
Çünkü gazetecilik susarak değil, sorarak yapılır.
Ve biz sormaya devam edeceğiz.
Şehrin sorusu çok.
Şimdi sıra cevap verecek muhataplarda.
“Bu Kadar Fark Olur mu? Kamu Zararı Var” Dedik, Sonunda İptal Geldi
1
Vali Şıldak Acı Haberi Duyurdu: 3 Kişinin Cansız Bedenine Ulaşıldı
12614 kez okundu
2
Şanlıurfa’da Yağmur Değil, İhmal Yağıyor
8868 kez okundu
3
Şanlıurfa’da 23 Nisan Coşkusu: Küçük Fatma Müdürlük Koltuğuna Oturdu!
7369 kez okundu
4
SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI: PARTİLER DEĞİL, KİMLİKLER KARIŞTI
5672 kez okundu
5
Akçakale Belediye Başkanı Abdülhakim Ayhan İfadeye Çağrıldı
1565 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.