İmsak Vakti 02:00
02:00
Asgari ücretin 28 bin 75 lira olarak açıklanması, kâğıt üzerinde bir artış gibi duruyor. Rakam büyümüş, yüzdelik zam yapılmış, tablolar güncellenmiş… Ancak hayat, tablolarla değil; mutfakta kaynayan tencereyle, pazardaki etiketle, ay sonunda gelen faturayla yaşanıyor. Bugün sokakta, pazarda, işyerinde konuşulan tek şey şu: Bu parayla nasıl geçinilir? Ve bu sorunun cevabı, maalesef giderek daha da zorlaşıyor.
Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon, özellikle asgari ücretli ve dar gelirli kesimleri ciddi şekilde zorluyor. Kira fiyatları birçok şehirde asgari ücretin yarısını aşmış durumda. Elektrik, su, doğal gaz, ulaşım ve gıda giderleri düzenli olarak artıyor. Maaş artışı daha cebe girmeden, harcama listesi çoktan hazır oluyor. Bugün asgari ücretli bir çalışan, maaşını nasıl değerlendireceğini değil; hangi borcu önce kapatacağını hesaplıyor. Kredi kartı artık lüks değil, geçim aracı hâline gelmiş durumda.
Urfalı bir deyimle söylersek: “Parayı verdiler ama bereketini alıp gittiler.” Maaş yatıyor, kira kapıda bekliyor. Faturalar sıraya girmiş. Kredi kartı pusuda. Daha çaya şeker almadan para eriyip gidiyor. Bu tablo, yalnızca bireysel bir sıkıntı değil; toplumsal bir gerçekliktir.
Pazara çıkmak bile başlı başına bir psikoloji meselesi hâline geldi. Eskiden fileler dolardı, şimdi etiketler okunuyor, baş sallanıp geri dönülüyor. Domates yanına yaklaşılmıyor, biber ateş pahası, patlıcan neredeyse lüks. Satıcı da dertli, alan da… Kimse suçlu değil ama herkes sıkışmış durumda. Enflasyon, artık istatistik tablolarında değil; boş kalan pazar filesinde hissediliyor.
Bu noktada sıkça dile getirilen “şükür” söylemi, sahada karşılık bulmuyor. Çünkü mesele memnuniyet meselesi değil, matematik meselesidir. İki artı iki kaç ediyorsa, mutfak masrafı da ortada. Çocuğun okul masrafı, servis ücreti, defter-kitap gideri… Kış geliyor; mont var, ayakkabı var. Bütün bunlar toplandığında, 28 bin 75 liranın “asgari” bir yaşamı bile karşılamadığı net bir şekilde görülüyor. Asgari ücret, yalnızca hayatta kalmayı değil; insan onuruna yakışır bir yaşamı güvence altına almak zorundadır.
Üstelik bu durum yalnızca çalışanları değil, piyasayı da doğrudan etkiliyor. Alım gücü düştükçe esnafın işi daralıyor, talep azalıyor, piyasa yavaşlıyor. Bu zincirleme etki, üretimi ve istihdamı da olumsuz etkiliyor. Yani asgari ücretteki yetersizlik, sadece bireysel bir sorun değil; ekonomik bir kısır döngüye dönüşüyor.
Bir de işin adalet boyutu var. Üst gelir gruplarına yapılması düşünülen 30 bin liralık yüksek oranlı zamlar kamuoyunda tepkiler üzerine geri çekilirken, milyonlarca asgari ücretlinin üst gelir grubuna yapılması düşünülen 30 bin liranın altında bile kalması toplumda ciddi bir adalet duygusu zedelenmesine yol açtı. “Üstte zam var, altta sabır” anlayışı, artık toplumda kabul görmüyor. Bu mesele para meselesi olmaktan çıkmış, vicdan meselesi hâline gelmiştir.
Emeklilerle asgari ücretlilerin yaşadığı sıkıntılar da büyük ölçüde benzerlik gösteriyor. İki kesim de ayın sonunu getirememekten, borçla yaşamaktan şikâyetçi. İkisi de aynı kapıda bekliyor: geçinememe kapısında. Bu da sorunun ne kadar yaygın ve derin olduğunu gösteriyor.
Urfalı amcanın dediği gibi: “Mıtbakta yangın var.” He mi var? Var. Hem de öyle küçük bir yangın değil. Ocağın altı tutuşmuş, tencere boş, dolap boş, umut ise her geçen gün biraz daha azalıyor. Bu millet sadaka istemiyor; adalet istiyor. İnsanca yaşamak, çocuğuna mahcup olmamak istiyor.
Sonuç olarak, açıklanan 28 bin 75 liralık asgari ücret, mevcut ekonomik koşullar altında geçim sorununa kalıcı bir çözüm sunmuyor. Rakamlar büyüyebilir, cümleler süslenebilir. Ama hayatın gerçekleri dikkate alınmadan yapılan her düzenleme, mutfaktaki yangını söndürmek yerine büyütmeye devam eder. Ve asgari ücretli der ki: “Bu maaşla yaşamak değil, ancak idare etmek olur.”
BİK, İnternet Haber Siteleri İçin İlan Sürecini Kılavuzlaştırdı
1
Vali Şıldak Acı Haberi Duyurdu: 3 Kişinin Cansız Bedenine Ulaşıldı
12888 kez okundu
2
Şanlıurfa’da Yağmur Değil, İhmal Yağıyor
9146 kez okundu
3
Şanlıurfa’da 23 Nisan Coşkusu: Küçük Fatma Müdürlük Koltuğuna Oturdu!
7670 kez okundu
4
SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI: PARTİLER DEĞİL, KİMLİKLER KARIŞTI
5941 kez okundu
5
Akçakale Belediye Başkanı Abdülhakim Ayhan İfadeye Çağrıldı
1571 kez okundu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.