İmsak Vakti 02:00
02:00
Her gün sosyal medyada aynı paylaşımlar…
“Filan kurumu ziyaret ettik.”
“Nazik ev sahipliği için teşekkür ederiz.”
“Samimi ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik.”
Ardından birkaç fotoğraf, birkaç tebessüm…
Sonra herkes kendi yoluna.
Hele bir durun…
Bu şehrin gençleri bu fotoğrafların neresinde?
Şanlıurfa’nın en büyük gerçeği işsizliktir. Bunu artık rakamlarla tartışmaya bile gerek yok. Çünkü her evde iş arayan bir genç, her mahallede umutla bekleyen bir üniversite mezunu, her sokakta “Acaba bugün bir haber gelir mi?” diye telefonuna bakan bir evlat var.
Ama siyasetin gündemine bakıyorsunuz…
Ziyaretler…
Nezaket buluşmaları…
İadeiziyaretler…
Teşekkür mesajları…
İyi de Allah aşkına, bu görüşmelerin sonunda Urfa’nın hanesine ne yazılıyor?
Kaç fabrika geliyor?
Kaç yatırımcı ikna ediliyor?
Kaç yeni iş kapısı açılıyor?
Kaç gencin yüzü gülüyor?
İşte vatandaş artık bunun cevabını duymak istiyor.
Kimse kimsenin kapısını çalmasına, hâl hatır sormasına karşı değil. Elbette devletin kurumlarıyla görüşülecek, fikir alışverişi yapılacak, ortak çalışmalar planlanacak.
Ancak ziyaretin değeri, kapıda çekilen hatıra fotoğrafıyla değil; o kapıdan çıkarken şehre ne kazandırıldığıyla ölçülür.
Şanlıurfa bugün Türkiye’nin en genç nüfusuna sahip illerinden biri. Bu, doğru yönetildiğinde büyük bir avantajdır. Ama üretim olmazsa, yatırım gelmezse, sanayi büyümezse bu avantaj zamanla ağır bir yüke dönüşür.
Bugün nice genç diplomasıyla evinde oturuyor.
Kimisi başka illere göç ediyor.
Kimisi aldığı eğitimin çok dışında işlerde tutunmaya çalışıyor.
Kimisi de artık umut etmeyi bile bırakıyor.
Sonra dönüp soruyoruz:
“Neden gençler memleketini terk ediyor?”
Çünkü umut, sosyal medya paylaşımıyla büyümüyor.
Umut; maaşla büyüyor, işle büyüyor, üretimle büyüyor.
Urfalının güzel bir sözü vardır:
“Boş değirmen dönmez.”
Şehirler de böyledir.
Yatırım olmazsa ekonomi dönmez.
Üretim olmazsa istihdam artmaz.
İstihdam olmazsa genç şehirde kalmaz.
İşte tam da bu yüzden vatandaş artık “Nazik ev sahipliği için teşekkür ederiz.” cümlesini değil, “Şu yatırımın sözünü aldık.”, “Şu fabrikanın temelini atıyoruz.”, “Şu kadar gence iş sağlayacağız.” cümlelerini duymak istiyor.
Çünkü teşekkür, işsiz bir gencin cebine maaş koymuyor.
Samimi sohbet, pazardaki fiyatları düşürmüyor.
Nezaket mesajı, esnafın kasasını doldurmuyor.
Hatıra fotoğrafı, üniversite mezununun geleceğini değiştirmiyor.
Şanlıurfa’nın artık kaybedecek zamanı yok.
Her yıl binlerce genç çalışma hayatına katılmayı bekliyor.
Her yıl yüzlerce aile çocuklarının iş bulmasını umut ediyor.
Her yıl binlerce kişi ekmeğini başka şehirlerde aramak zorunda kalıyor.
Bu tablo değişmediği sürece paylaşılan her teşekkür mesajının ardından aynı soru sorulacaktır:
“Eyi hoş da… Urfa ne kazandı?”
Belki bu soru bazılarını rahatsız edebilir.
Ama unutulmamalıdır ki bu soru muhalefetin değil, işsiz gencin sorusudur.
Bu soru siyasetçinin değil, çocuğuna iş arayan annenin sorusudur.
Bu soru esnafın, çiftçinin, sanayicinin, emeklinin sorusudur.
Çünkü insanların beklentisi artık nezaket değil, neticedir.
Fotoğraf değil, fabrikadır.
Teşekkür değil, yatırımdır.
Poz değil, projedir.
Şanlıurfa’nın ihtiyacı alkışlanacak ziyaretler değil, konuşulacak eserlerdir.
Günün sonunda hafızalarda kalan şey, kimin kiminle fotoğraf çektirdiği değil; kimin bu şehre kaç iş kapısı açtığı olacaktır.
Gerisi ise sosyal medyanın tozlu arşivlerinde unutulmaya mahkûmdur.
DEVA Partili Elif Esen’ den Doğurganlık Uyarısı: “Nüfus Krizi Güven Krizine Dönüştü”
1
Vali Şıldak Acı Haberi Duyurdu: 3 Kişinin Cansız Bedenine Ulaşıldı
9328 kez okundu
2
Şanlıurfa’da Yağmur Değil, İhmal Yağıyor
5571 kez okundu
3
Şanlıurfa’da 23 Nisan Coşkusu: Küçük Fatma Müdürlük Koltuğuna Oturdu!
4182 kez okundu
4
SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI: PARTİLER DEĞİL, KİMLİKLER KARIŞTI
2644 kez okundu
5
Bitki çaylarında hazırlama talimatı zorunlu hale geldi
1001 kez okundu