İmsak Vakti 02:00
02:00
Şanlıurfa’da artık bazı soruları sormanın zamanı geldi.
Hem de yüksek sesle…
Çünkü bu şehirde yıllardır aynı filmi izliyoruz.
Bir kamu kurumunda önemli bir görev boşalıyor. Şehirde o kurumun bütün işleyişini bilen, yıllarca emek vermiş, tecrübe kazanmış, kentin sorunlarına hâkim insanlar var.
Sonra ne oluyor?
Görev için başka bir kentten isim geliyor.
Ve Urfa yine aynı soruyu soruyor:
“Bu şehirde bu görevi yapabilecek kimse yok mu?”
Şimdi de Şanlıurfa Şehir Hastanesi üzerinden benzer bir tartışma yaşanıyor.
Daha önce Bingöl İl Sağlık Müdürlüğü görevinde bulunan Dr. Veysel Tosun’un Şanlıurfa Şehir Hastanesi’nde görev alacağı yönündeki bilgiler kamuoyuna yansıdı.
Elbette Dr. Tosun’un yeni görevinde başarılı olup olmayacağını bugünden söylemek mümkün değil.
Kimse hakkında peşin hüküm vermek de doğru değil.
Ama kamuoyunun sorduğu soru son derece meşru:
Şanlıurfa’da bu görevi üstlenebilecek ehliyetli ve liyakatli insan yok muydu?
Var Hem de Fazlasıyla Var!
Kimse çıkıp “Urfa’da yetişmiş yönetici yok” demesin.
Var.
Hem de azımsanmayacak kadar çok.
Sağlık teşkilatında yıllarca görev yapmış, kamu hastanelerinin işleyişini bilen, Urfa’nın sağlık sorunlarını sahada görmüş, kurum yönetimi konusunda deneyim kazanmış isimler var.
Örneğin Ahmet Güzelçiçek…
İdris Kırhan…
Eyüp Sabri Şeyhanlı…
Ahmet Hamdi Peltek…
Ve daha ismini saymadığımız çok sayıda deneyimli sağlık yöneticisi.
Burada bu isimlerden herhangi birinin mutlaka Şehir Hastanesi yönetimine getirilmesi gerektiğini savunmuyoruz.
Hayır.
Bizim söylediğimiz çok daha basit:
Bu isimler ve benzer nitelikteki diğer yöneticiler gerçekten değerlendirmeye alındı mı?
Alındıysa hangi kriterlerle elendi?
Alınmadıysa neden?
İşte kamuoyunun bilmek istediği budur.
Liyakat Söylemde Değil, Atamada Belli Olur
Türkiye’de liyakat kelimesini kullanmayan neredeyse kalmadı.
Siyasetçi liyakat diyor.
Bürokrat liyakat diyor.
Kurum yöneticisi liyakat diyor.
Ama vatandaş atamalara baktığında bazen bambaşka bir tablo görüyor.
Liyakat, bir makamın duvarına asılacak güzel bir söz değildir.
Liyakat, karar anında ortaya çıkar.
Bir göreve en uygun insanı bulabiliyor musunuz?
Kişisel ilişkileri bir kenara bırakabiliyor musunuz?
Siyasi hesapları kurumların ihtiyaçlarının önüne geçirmiyor musunuz?
Hemşehrilik, referans, yakınlık gibi unsurların yerine gerçekten mesleki yeterliliği koyabiliyor musunuz?
İşte liyakat budur.
Gerisi sadece laftır.
Urfa’nın Sorunu Sadece Ankara Değil
Şimdi bazıları çıkıp bütün sorumluluğu Ankara’ya yükleyebilir.
Kolay olan budur.
Ama mesele o kadar basit değil.
Şanlıurfa’nın kendi siyasetçilerine de dönüp bakması gerekiyor.
Çünkü yıllardır bu şehirde ortak bir şikâyet var:
“Urfa’nın yetişmiş insanları yeterince sahiplenilmiyor.”
Peki neden?
Neden Şanlıurfa’nın Ankara’daki siyasi ağırlığı, kentin yetişmiş insanlarının önünü açacak güçlü bir ortak akla dönüşemiyor?
Neden farklı siyasi görüşlerden olsalar bile şehrin yetişmiş insanları söz konusu olduğunda ortak bir tavır ortaya konulamıyor?
Neden herkes kendi çevresindeki birkaç ismi öne çıkarırken, şehrin gerçek anlamda yetişmiş insan kaynağı ikinci plana itiliyor?
Bunların cevabını artık siyasetçiler vermeli.
Çünkü mesele bir kişinin atanması değil.
Mesele, Şanlıurfa’nın insan kaynağına nasıl bakıldığıdır.
“Urfalı Urfalıyı Hafif Tartıyor”
Belki de en acı tarafı bu.
Dışarıdan gelen bir isim olduğunda, özgeçmişine bakıyoruz.
Görevlerini sıralıyoruz.
Deneyimlerini konuşuyoruz.
Ama Urfa’dan çıkan bir isim olduğunda nedense daha farklı bir terazimiz oluyor.
Daha fazla sorguluyoruz.
Daha fazla kuşkulanıyoruz.
Daha kolay harcıyoruz.
Daha kolay “olmaz” diyoruz.
İşte burada yıllardır söylenen o söz akla geliyor:
“Urfalının terazisi Urfalıyı hafif tartıyor.”
Bu şehir kendi insanına güvenmeyi öğrenmek zorunda.
Ama dikkat!
Bu, “Urfalı olan herkes atansın” demek değildir.
Tam tersine.
Urfalı olduğu için değil, hak ettiği için atansın.
Başka şehirden geldiği için de dışlanmasın.
Ama hangi isim seçiliyorsa seçilsin, gerekçesi açık olsun.
Şehir Hastanesi Sıradan Bir Kurum Değil
Şanlıurfa Şehir Hastanesi, kentin sağlık geleceği açısından son derece önemli bir yatırım.
Böylesine büyük bir sağlık kompleksinin yönetimi de sıradan bir görev değil.
Burada verilecek kararlar binlerce sağlık çalışanını, yüz binlerce hastayı ve doğrudan doğruya Şanlıurfa’nın sağlık hizmetlerini ilgilendirecek.
O nedenle yönetim kadrosunun oluşturulması doğal olarak kamuoyunun ilgisini çekiyor.
Vatandaşın hakkı olan soru da şu:
“Bu görevlendirme hangi objektif kriterlere göre yapıldı?”
Bu soruya cevap verilmesinden kimse rahatsız olmamalı.
Tam tersine, cevap verilmesi kamu yönetimine duyulan güveni artırır.
Eğer Dr. Veysel Tosun bu görev için en uygun isim olarak değerlendirildiyse, bunun gerekçesi anlatılır.
Kamuoyu da bilgilenir.
Tartışma biter.
Bu Şehir Artık “Bizden Biri” Değil, “En İyisi” Desin
Şanlıurfa’nın artık bir zihniyet değişimine ihtiyacı var.
“Bizden biri olsun” anlayışından kurtulup,
“En iyisi kimse o olsun” anlayışına geçmeliyiz.
Ama bunun için de bir şart var:
En iyinin kim olduğunu belirleyecek sistem adil olmalı.
Şeffaf olmalı.
Ölçülebilir olmalı.
Liyakat esas alınmalı.
Aksi hâlde “en iyi” dediğimiz şey, yine birilerinin telefon rehberindeki isimlerden ibaret kalır.
Şanlıurfa bunu hak etmiyor.
Bu şehirde binlerce genç doktor, mühendis, akademisyen, yönetici ve kamu çalışanı yıllarca emek veriyor.
Kendi memleketinde görev almak, yükselmek, sorumluluk üstlenmek istiyor.
Ama sürekli dışarıdan isimlerin tercih edildiğini gördüğünde ne düşünüyor?
“Demek ki burada çalışmanın, kendini yetiştirmenin, deneyim kazanmanın bir anlamı yok.”
İşte tehlike burada başlıyor.
Artık Soru Sorma Zamanı
Kimse bu yazıyı bir kişiye karşı yapılmış kampanya olarak görmesin.
Bu yazının hedefi bir insan değil.
Bir anlayış.
Bir atama üzerinden bütün sistemi sorguluyoruz.
Çünkü kamu makamları kişilerin değil, milletin makamlarıdır.
Şehir hastaneleri de siyasi grupların değil, vatandaşın hizmetindedir.
O nedenle soracağız.
Hem de sormaya devam edeceğiz:
Şanlıurfa’da bu görev için kimler değerlendirildi?
Hangi kriterler esas alındı?
Yerel deneyim neden yeterince dikkate alınmadı?
Şehrin yetişmiş insanları neden sürekli ikinci planda kalıyor?
Ve belki de en önemlisi:
Urfa’nın kendi insanına neden yeterince güvenilmiyor?
Bu soruların cevabı verildiğinde mesele aydınlanır.
Verilmediğinde ise soru işaretleri büyür.
Çünkü artık Şanlıurfa’nın kaybedecek zamanı yok.
Bu şehir büyük yatırımlar istiyor.
Güçlü yöneticiler istiyor.
Liyakat istiyor.
Şeffaflık istiyor.
Ve en önemlisi, kendi yetişmiş insanlarının emeğinin görülmesini istiyor.
Artık Urfa’nın terazisi değişmeli.
Urfalıyı Urfalı olduğu için ağır tartması gerekmiyor.
Ama Urfalıyı, emeğiyle, bilgisiyle, tecrübesiyle ve liyakatiyle hak ettiği değerde tartması gerekiyor.
Çünkü mesele “Urfalı mı, dışarıdan mı?” meselesi değildir.
Mesele çok daha büyük:
Hak eden neden hak ettiği yere gelemiyor?
İşte asıl hesaplaşmamız gereken soru budur.
Ve bu sorunun cevabını Şanlıurfa kamuoyu artık duymak istiyor.
Çünkü bu şehir, kendi insanına güvenmediği sürece başkalarının gözünde de hak ettiği yere gelemez.
Dr. Veysel Tosun Şanlıurfa Şehir Hastanesi’ne Atandı: Atama Kriterleri Tartışma Konusu Oldu
1
Vali Şıldak Acı Haberi Duyurdu: 3 Kişinin Cansız Bedenine Ulaşıldı
12313 kez okundu
2
Şanlıurfa’da Yağmur Değil, İhmal Yağıyor
8570 kez okundu
3
Şanlıurfa’da 23 Nisan Coşkusu: Küçük Fatma Müdürlük Koltuğuna Oturdu!
7051 kez okundu
4
SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI: PARTİLER DEĞİL, KİMLİKLER KARIŞTI
5372 kez okundu
5
Akçakale Belediye Başkanı Abdülhakim Ayhan İfadeye Çağrıldı
1553 kez okundu