İmsak Vakti 02:00
02:00
“Benden olsun.”
Ne kadar masum görünüyor, değil mi?
“Bizim çocuk olsun.”
“Bize yakın olsun.”
“Bizi yarı yolda bırakmasın.”
“Ne iş yaptığını sonra düşünürüz.”
İşte bazen bir şehrin yıllarca taşıdığı yük, tam da bu birkaç kelimenin içine sığar.
Oysa kamu görevi, arkadaş seçme işi değildir.
Devlet makamları bir dostluk kulübü hiç değildir.
Bir göreve getirilen insanın öncelikle kimin adamı olduğuna değil, işinin ehli olup olmadığına bakılması gerekir.
Çünkü makam sahibi değişir, koltuk değişir, yönetim değişir; fakat yanlış tercihlerinin faturası şehirde uzun süre kalır.
“Bizden olsun” mu, “işinin ehli olsun” mu?
Asıl soru budur.
Bir makama insan seçerken:
“Bize yakın mı?”
diye mi soracağız?
Yoksa:
“Bu işi gerçekten yapabilir mi?”
diye mi?
Aradaki fark yalnızca birkaç kelimeden ibaret değildir.
Birinci yaklaşım kişiye bağlı bir düzen oluşturur.
İkinci yaklaşım ise kuruma bağlı bir düzen.
Birincisinde makam sahibinin çevresi büyür.
İkincisinde kurum güçlenir.
Birincisinde insanlar kişilere bağlanır.
İkincisinde sistem işler.
Ve şehirler, kişilere göre değil; sistemlere göre yönetildiğinde nefes alır.
Makamın çevresinde dolaşanlar
Her makamın çevresinde bir kalabalık oluşur.
Kimisi gerçekten hizmet etmek ister.
Kimisi tecrübesini paylaşır.
Kimisi vatandaşın sesini taşır.
Ama kimileri de makamın gölgesini kendi avantajına çevirmeye çalışabilir.
İşte yöneticinin asıl mahareti burada ortaya çıkar.
Kimin ne söylediğine değil, neden söylediğine bakabilmek…
Kimin gerçekten kamu yararını düşündüğünü, kimin yalnızca kendi beklentisini taşıdığını ayırt edebilmek…
Bunun için de yöneticinin çevresinde kendisine her konuda “Evet” diyenlerden çok, gerektiğinde “Hayır” diyebilen insanların bulunması gerekir.
Çünkü bazen en tehlikeli cümle şudur:
“Başkanım, hiç merak etmeyin. Her şey yolunda.”
Halbuki şehirde herkesin bildiği bir sorun vardır.
Sadece makam odasına henüz ulaşmamıştır.
Gerçekler neden kapıda kalıyor?
Vatandaş anlatıyor.
Esnaf anlatıyor.
Gazeteci yazıyor.
Sivil toplum kuruluşları uyarıyor.
Mahalleli dile getiriyor.
Fakat bütün bu sesler makamın kapısına kadar geliyor ve bazen orada kayboluyor.
Neden?
Çünkü bazı makamların etrafında görünmez bir filtre oluşuyor.
Olumlu olan içeri giriyor.
Olumsuz olan dışarıda kalıyor.
Alkış içeri giriyor.
Eleştiri kapıda bekliyor.
Sonra da herkes:
“Vatandaş neden bize tepki gösteriyor?”
diye şaşırıyor.
Oysa vatandaşın sesi çoğu zaman duyulmadığı için yükseliyor.
Şehir “adam kayırma” iddiasından değil, liyakatsizlikten yorulur
Bir şehirde insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri adalet duygusudur.
İnsanlar bir göreve gerçekten hak eden kişinin getirildiğine inanıyorsa, karar hoşuna gitmese bile kabullenebilir.
Ama toplumda “Belli çevrelere yakınsan önün açılır” düşüncesi yerleşirse, mesele yalnızca bir atama veya görev değişikliği olmaktan çıkar.
Güven duygusu zedelenir.
Bu nedenle kamu görevlerinde liyakat yalnızca bürokratik bir kavram değildir.
Liyakat, toplumun devlete olan güveninin temel taşlarından biridir.
Bir makama getirilen kişinin geçmişi, deneyimi, yetkinliği ve görevin gerektirdiği nitelikleri kamuoyunca sorgulanabilir olmalıdır.
Bu sorgulama düşmanlık değildir.
Tam tersine, kamu yönetiminin doğal denetimidir.
Rantın değil, hizmetin çevresinde toplanmak
Şehrin yöneticilerinin etrafında kimlerin bulunduğu önemlidir.
Çünkü çevredeki insanlar, yöneticinin karar alma süreçlerini etkileyebilir.
Bu nedenle mesele yalnızca “kim geldi, kim gitti” meselesi değildir.
Mesele, hangi anlayışın hâkim olduğu meselesidir.
Kamu kaynaklarının kullanımı söz konusu olduğunda şeffaflık…
Görevlendirmelerde liyakat…
İhalelerde hukuka uygunluk…
Yatırımlarda kamu yararı…
Vatandaşla ilişkilerde ulaşılabilirlik…
Bunlar bir şehrin yönetim kalitesini belirleyen temel unsurlardır.
Kimsenin hakkında peşin hüküm vermeye gerek yok.
Belgeler konuşsun.
Denetim mekanizmaları çalışsın.
Hukuk işlesin.
Kamuoyu bilgilendirilsin.
Zaten şeffaf yönetimin gücü de buradan gelir.
Tahttan inince…
Eskilerin güzel bir sözü vardır:
“Kaç dostunuz var?”
Cevap:
“Tahttan inince belli olur.”
Makamdayken herkes yanınızdadır.
Telefonlar susmaz.
Kapılar kapanmaz.
Fotoğraf kareleri kalabalıktır.
Ama makam bittiğinde gerçek tablo ortaya çıkar.
İşte o zaman anlaşılır:
Kim insanın yanında?
Kim makamın yanında?
Kim hizmetin yanında?
Kim kendi hesabının peşinde?
Bu nedenle makam sahiplerinin çevrelerindeki insanlara zaman zaman başka bir gözle bakması gerekir.
Size sürekli hak veren kişi gerçekten dostunuz mudur?
Yoksa makamınızı kaybetmekten korktuğu için mi itiraz etmiyordur?
Size yanlışınızı söyleyebilen kişi ise belki de en kıymetli insanınızdır.
Çünkü sizi alkışlayan yüzlerce insan bulabilirsiniz.
Ama yanlışınızı yüzünüze söyleyecek birkaç insan bulmak çok daha zordur.
“Benden olsun” yerine “şehir için olsun”
Şanlıurfa’nın ihtiyacı yeni bir makam kültürü değil, sağlam bir kamu hizmeti kültürüdür.
Kimin kimi tanıdığı değil…
Kimin ne bildiği konuşulmalıdır.
Kimin hangi çevreden geldiği değil…
Hangi işi ne kadar iyi yapabildiği sorulmalıdır.
Kimin makama ne kadar yakın olduğu değil…
Vatandaşın sorununa ne kadar yakın olduğu önemsenmelidir.
Çünkü şehirler kişilerin etrafında değil, kamu yararının etrafında büyür.
Ve belki de artık şu cümleyi değiştirme zamanı gelmiştir:
“Benden olsun.”
Yerine:
“İşinin ehli olsun.”
“Bize yakın olsun.”
Yerine:
“Millete faydalı olsun.”
“Bana itiraz etmesin.”
Yerine:
“Yanlışımı söylemekten çekinmesin.”
İşte o zaman makamların etrafındaki duvarlar biraz olsun incelir.
Vatandaşın sesi daha kolay duyulur.
Kurumlar güçlenir.
Liyakat değer kazanır.
Ve şehir, makam sahiplerinin değil, kendi geleceğinin etrafında şekillenmeye başlar.
Çünkü koltuklar değişir.
İsimler değişir.
Makamlar değişir.
Ama şehir kalır.
Ve şehirler, kendilerine hizmet edenleri de kendilerini unutanları da er ya da geç hatırlar.
Belki de artık mesele “Benden olsun” demek değil; “Şehir için en doğrusu olsun” diyebilmektir.
İşte o gün, şehir gerçekten rahatlar.
Şehit Polis Ömer Amilağ İçin Şanlıurfa’da Mevlit Programı Düzenlendi
1
Vali Şıldak Acı Haberi Duyurdu: 3 Kişinin Cansız Bedenine Ulaşıldı
13097 kez okundu
2
Şanlıurfa’da Yağmur Değil, İhmal Yağıyor
9355 kez okundu
3
Şanlıurfa’da 23 Nisan Coşkusu: Küçük Fatma Müdürlük Koltuğuna Oturdu!
7875 kez okundu
4
SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI: PARTİLER DEĞİL, KİMLİKLER KARIŞTI
6138 kez okundu
5
Eskimeyen Dostlar, Her Hafta Tazelenen Dostluklar
1746 kez okundu