İmsak Vakti 02:00
02:00
Bir deprem oldu, şehir sallandı, insanlar sokağa çıktı. Sonra ne oldu? Hayat yavaş yavaş normale döndü. Peki gerçekten normale döndük mü?
Bence hayır.
Çünkü 24 Eylül sabahı Karaköprü’de meydana gelen 5,4 büyüklüğündeki deprem, birkaç saniye içinde hepimizin önüne yıllardır konuştuğumuz ama bir türlü bitmeyen bir meseleyi koydu:
Şanlıurfa depreme gerçekten hazır mı?
Bu soruyu korku üretmek için sormuyorum.
Tam tersine, deprem olmadan sormamız gerektiği için soruyorum.
Çünkü deprem sırasında aklımıza gelen soruların çoğunun cevabı, aslında depremden çok önce verilmiş olmalı.
“Nereye gideceğiz?”
“Toplanma alanı nerede?”
“Binamız sağlam mı?”
“Çocuklar nerede?”
“Telefonlar neden çekmiyor?”
“Yollar açık mı?”
Bunların hiçbirini deprem olduktan sonra düşünmeye başlamamalıyız.
Urfalı ne yaptı? Sokağa çıktı
24 Eylül sabahı sarsıntıyı hisseden birçok vatandaşın ilk işi kendisini dışarı atmak oldu.
Kimi parka gitti, kimi boş alana çıktı, kimi çocuğunun okuluna koştu.
Kimseyi bunun için eleştiremeyiz.
Deprem insanın aklından önce reflekslerini harekete geçiriyor.
Ama tam da burada üzerinde düşünmemiz gereken bir mesele var.
Vatandaşın deprem sonrasında yöneldiği her park, resmî afet toplanma alanı olmayabilir.
AFAD’ın belirlediği toplanma alanları belirli kriterlere göre oluşturuluyor. Ulaşılabilirlik, nüfus yoğunluğu, tahliye kolaylığı, altyapı, ikincil tehlikeler ve temel ihtiyaçlara erişim bunlardan bazıları.
O hâlde mesele sadece “Toplanma alanımız var mı?” değil.
Vatandaş o alanı biliyor mu?
Daha da önemlisi:
O alan, mahallenin nüfusuna yetecek kapasitede mi?
İşte bu soruların cevabı açık, anlaşılır ve güncel verilerle ortaya konulmalı.
6 Şubat’tan sonra ders aldık mı?
6 Şubat 2023…
Bu tarihi Türkiye’de unutan yok.
Şanlıurfa da o büyük depremin etkisini yaşadı. Sonrasında hasar tespitleri yapıldı, konut projeleri hayata geçirildi, hak sahiplerine yönelik çalışmalar yürütüldü.
Bunları görmezden gelmek haksızlık olur.
Fakat deprem hazırlığını yalnızca yeni binalar üzerinden konuşursak büyük resmi kaçırırız.
Çünkü şehirde zaten milyonlarca metrekare yapılaşmış durumda.
Asıl meselelerden biri de şu:
Bu yapı stokunun ne kadarı güvenli?
Kaç bina incelendi?
Kaç yapı için risk tespiti yapıldı?
Güçlendirilmesi gereken binaların durumu ne?
Kentsel dönüşüm hangi bölgelerde öncelikli?
Bunları sormak kimseyi suçlamak değildir.
Tam tersine, kamu güvenliği açısından sorulması gereken sorulardır.
“Benim bina ayakta kaldı” demek yetmez
Şunu da birbirine karıştırmayalım.
Bir bina 6 Şubat’ta yıkılmadı diye “Bu bina her depremde güvenlidir” denilemez.
Hasar tespiti ile riskli yapı tespiti aynı şey değildir.
Vatandaşın bunu bilmesi gerekiyor.
Çünkü deprem konusunda en tehlikeli şeylerden biri, yanlış güven duygusudur.
“Bizim bina sağlam çıktı.”
Peki hangi incelemeye göre?
Hangi yönetmeliğe göre?
Hangi mühendislik hesabına göre?
Sorulması gereken soru budur.
Bozova Fayı yeniden hatırlattı
24 Eylül depremiyle birlikte Bozova Fayı da yeniden gündeme geldi.
Bilim insanlarının bölgeye ilişkin değerlendirmeleri farklı ayrıntılar içerebilir. Zaten bilimin doğasında da bu vardır.
Ancak ortak bir gerçek var:
Şanlıurfa ve çevresinin deprem gerçeğini görmezden gelme lüksü yok.
Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in Bozova Fayı’na ilişkin değerlendirmeleri de bölgedeki deprem potansiyelinin bilimsel çalışmalarla ele alınması gerektiğini yeniden gösterdi.
Burada yapılması gereken korku üretmek değil.
Fayları konuşacağız.
Zemini konuşacağız.
Binaları konuşacağız.
Ama bunları bilim insanlarının verileri üzerinden konuşacağız.
Urfa’nın güzel bir sözü vardır:
“Tedbirini al, gerisini Allah’a bırak.”
Deprem konusunda da bundan daha doğru bir yaklaşım zor bulunur.
Şanlıurfa’nın deprem karnesi neden açıklanmasın?
Ben olsam tartışmayı bir adım daha ileri götürürüm.
Şanlıurfa için her yıl kamuoyuna açık bir “Deprem Hazırlık Karnesi” yayımlanır.
Mahalle mahalle…
Toplanma alanlarının sayısı.
Kapasitesi.
Nüfusa oranı.
Riskli yapıların durumu.
Güçlendirme çalışmaları.
Kentsel dönüşüm alanları.
Alternatif ulaşım güzergâhları.
Arama-kurtarma kapasitesi.
Kritik kamu binalarının durumu.
Afet eğitimleri.
Hepsi tek bir raporda…
Vatandaş da bakar, neyin yapıldığını görür.
Eksik olanı görür.
Kamu kurumları da hangi alanda daha fazla çalışılması gerektiğini görür.
Böylece “Şanlıurfa depreme hazır mı?” tartışması, slogan olmaktan çıkar; ölçülebilir bir kamu politikasına dönüşür.
Sarsıntı geçti, ders bitmedi
24 Eylül’deki depremde ilk açıklamalara göre can kaybı ve yıkım yaşanmadı.
Çok şükür.
Ama depremden can kaybı olmaması, tehlikenin ortadan kalktığı anlamına gelmez.
Tam tersine, bu sarsıntıyı bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir.
Çünkü bir sonraki depremin ne zaman olacağını bilmiyoruz.
Nerede olacağını bilmiyoruz.
Kaç saniye süreceğini bilmiyoruz.
Ama hazırlıklı olmanın mümkün olduğunu biliyoruz.
İşte şimdi yapılması gereken bu.
Vatandaş kendi toplanma alanını bilecek.
Ailesiyle bir afet planı yapacak.
Kurumlar yapı stokunu sürekli gözden geçirecek.
Toplanma alanlarının kapasitesini güncelleyecek.
Ulaşım ve tahliye senaryolarını test edecek.
Ve bütün bunları vatandaşın anlayacağı şekilde açıklayacak.
Çünkü deprem günü “Hazırız” demenin pek bir anlamı yok.
Hazırlık, depremden önce görünür olmalı.
Sözün özü…
24 Eylül sabahı Şanlıurfa birkaç saniye sallandı.
Ama asıl mesele o birkaç saniyede değil.
Asıl mesele, o birkaç saniyeden sonra ne yapacağımızda.
Bir bina yıkılmadan önce riskini konuşabiliyor muyuz?
Bir yol kapanmadan önce alternatifini biliyor muyuz?
Bir vatandaş panikle sokağa çıkmadan önce nereye gideceğini biliyor mu?
Ve en önemlisi…
Bir sonraki deprem gelmeden önce “Biz ne yaptık?” sorusuna verecek cevabımız hazır mı?
Urfa’da lafın özü budur:
Depremi beklemeyelim. Hazırlığı bekletmeyelim.
Çünkü deprem birkaç saniye sürer.
Hazırlıksızlığın bedeli ise çok daha uzun sürer.
Nevali Oteli Sahibi Cengiz Avcı Hakkında Yakalama Kararı
1
Vali Şıldak Acı Haberi Duyurdu: 3 Kişinin Cansız Bedenine Ulaşıldı
13038 kez okundu
2
Şanlıurfa’da Yağmur Değil, İhmal Yağıyor
9297 kez okundu
3
Şanlıurfa’da 23 Nisan Coşkusu: Küçük Fatma Müdürlük Koltuğuna Oturdu!
7819 kez okundu
4
SİYASETİN ÇİVİSİ ÇIKTI: PARTİLER DEĞİL, KİMLİKLER KARIŞTI
6083 kez okundu
5
Eskimeyen Dostlar, Her Hafta Tazelenen Dostluklar
1688 kez okundu