USD
EURO
ALTIN

Nuh’un gemisi nerede…!

Bir çok araştırmacı tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Hz.Nuh’un gemisi ağrı dağının tepesindedir denilmektedir. Ancak gelin görün ki Hz.Nuh’un gemisi Şırnak İline bağlı Cizre ilçesi Cudi dağı tepesinde olduğuna dair kalıntıların olduğu belirtilmektedir. Cizre İlçesi bir çok medeniyete ve devlete başkent yaptığı da bilinmektedir. Geçtiğimiz hafta sonunda Şırnak ilinde gerçekleştirilen Bölge Gazeteciler toplantısı sonrasında Cizre ilçesine […]

Nuh’un gemisi nerede…!

Bir çok araştırmacı tarafından yapılan çalışmalar sonucunda Hz.Nuh’un gemisi ağrı dağının tepesindedir denilmektedir. Ancak gelin görün ki Hz.Nuh’un gemisi Şırnak İline bağlı Cizre ilçesi Cudi dağı tepesinde olduğuna dair kalıntıların olduğu belirtilmektedir. Cizre İlçesi bir çok medeniyete ve devlete başkent yaptığı da bilinmektedir. Geçtiğimiz hafta sonunda Şırnak ilinde gerçekleştirilen Bölge Gazeteciler toplantısı sonrasında Cizre ilçesine yaptığımız gezide de Hz.Nuh’un türbesi Cizre merkezde olduğu görüldü. Yapılan tüm araştırmalara göre, Hz.Nuh’un gemisi Cizre dağında olduğu ve kalıntılarında orda bulunduğu söylenmektedir. Cizreli Araştırmacı Yazar Abdullah Yaşin, Hz.Nuh’un gemisi ile ilgili yaptığı araştırma ve bulgu çalışmalarında geminin Cudi dağında olduğu ve kalıntıların da burayı gösterdiğini belirtmektedir.

Hz.Nuh’un gemisi rivayetlere ve söylentilere göre, tufan’da 150 gün boyunca su üzerinde kaldığı söylentileri yerine Cizre’li araştırmacı yazar Abdullah Yaşin, tufanda geminin sadece  7 gün kaldığını ve ancak gemi içerisinde tüm canlılara 7 gün yetecek kadar yiyeceğin olduğu ve yiyeceklerin bitimi öncesinde Allah tarafından suyun çekilmesi emri verildiği ve Nuh’un gemisi Cudi dağına indiğini söylemektedir. Hatta gemi içerisinde hayvanların çoğunun dağdan inerek Cizre vadisinde de yapılan araştırmalar sonucunda kalıntıları bulunduğu söylemektedir. Cizre’li araştırmacı yazar Abdullah Yaşin araştırmalarında Hz.Nuh’un gemisi ağrı dağına değil cudi dağına indiğini söyledi.

Eski Ahit’te Nuh’un gemisinin Ağrı Dağı’na oturduğu yazar. Kuran’daki Hud Suresi ise Cudi Dağı’nı işaret ediyor. Seyyah Marco Polo’dan şövalye romanlarıyla bilinen Sir Walter Raleigh’e kadar birçok yazar geminin Ağrı Dağı’nda olduğunu yazdı.Tarihsel kaynaklara göre, Nuh’un Gemisi’ni bulmaya yönelik ilk girişim Bizans İmparatoru Heraklius’un 7. yüzyılda Ağrı Dağı’nın da içinde bulunduğu Urartu bölgesine yaptığı ziyaretti. Josephus adlı, I. yüzyılda yaşamış bir tarihçi, Nuh’un Gemisi’nin Ağrı’ya indiğini yazmış. Tanrı’dan kendisine gemiyi göstermesini isteyen Aziz Yakup, dağda uyuyakalmış ve uyandığında elinde geminin ahşap bir parçasını bulmuş. 1887 yılında İran’dan gelen iki Prens, dört bin yılın ardından geminin ön ve arka kısımlarını net bir şekilde gördüklerini, orta bölümün de karlar içinde olduğunu söylemişler. Birçok önemli isim bizzat Ağrı Dağı’na çıkarak gemiyi aradı.

Bunlardan en ünlüsü Ay’a ayak basmış astronotlardan James Irwin. Apollo 15 ile Ay’a ayak basan astronot James Irwin, Nuh’un gemisinin Türkiye’nin doğusunda aranması gerektiğini söyleyen bir ses duyduğunu iddia etti ve dünyaya döndüğünde bunu açıkladı. Irwin kendisine inananlardan topladığı paralarla “Yüksek Uçuşlar Vakfı”nı kurdu. 1980’lerde Ağrı Dağı’nda iki kez keşif gezisine çıkan Irwin, kalıntıları bulamayınca “Elimden geleni yaptım ama Nuh’un Gemisi bizden hâlâ kaçıyor” dedi. ABD’deki Noah’s Ark Alliance (Nuh’un Gemisi Derneği) 1999 yılında, geminin yerini bulmaya yardımcı olacaklara 1 milyon dolar vereceğini duyurdu.

Uluslararası Nuh’un Gemisi Araştırmaları (Noah’s Ark Ministries International) adlı çoğunlukla Çinlilerden oluşan bir grup, 2010 yılında yürüttüğü araştırma sonucunda gemiyi bulduklarını ilan etti; hatta kalıntılardan fotoğraf bile yayımladılar. Bunlar içinde geminin yedi ayrı bölmesi olduğu belirtiliyordu. Ekibe eşlik eden film yapımcısı Yeung Wing-cheung, %100 değilse de 99.9 keşiflerinden emin olduklarını söyledi. Bulunan kalıntıların küçük odacıkları olduğu ve burada hayvanların barındırıldığı belirtildi. Yeung, şimdiye dek 3 bin 500 metrenin üzerinde medeniyet izi bulunmadığı için bunun insanlardan kalma bir parça olması ihtimalinin de olmadığını söyledi. Grup, ahşap yapıdan alınan parçaların karbon testi yardımıyla 4800 yıllık olduğunu, bunun da kutsal kitaplarda anlatılan Nuh Tufanı’nın tarihiyle uyuştuğunu savundu.

Araştırma ekibi, Nuh’un Gemisi’ne ait olduğunu öne sürdükleri parçaları, gemide hayvanların bir arada tutmak için kullanılan ipleri ve çivi benzeri birçok parçayı da gazetecilere gösterdi. Grubun lideri Man Fai Yuen, basın toplantısında şunları söyledi: “Bizim girdiğimiz bölüm, tarihte anlatılan gemiye çok benziyor. Biz, bu ahşap yapının içini bulan ve görüntüleyen ilk ekip olduk. 38 milimetre uzunluğundaki bir tahta parçasına, İran’da karbon testi yaptırdık. 4800 yıl öncesine ait bir selvi ağacına ait olduğu ortaya çıktı.” Tevrat’a göre Nuh’un Gemisi, gofer ağacından yapılmıştı. Yuen, bu iki ağaç arasındaki benzerliklerin test edildiğini de belirtti. Araştırmaya katılan ve daha önce birçok defa Ağrı Dağı’nda araştırmalar yapan Hollandalı Gerrit Aalten gemiyle ilgili bulguları değerlendirirken, “Elimizde efsanevi Nuh’un Gemisi’ni bulduğumuza dair güçlü kanıtlar var” diye konuştu ancak bilim dünyası geminin bulunduğuna ikna olmadı. Zira 4 bin yıllık bir tahtanın bulunması, bunun Nuh’un Gemisi’nin parçası olduğunu göstermez. Ağrı dağında yapılan araştırmalar neticesinde tahta kalıntıların ve çivilerin bulunduğu söylenmektedir. Ancak 4 bin 800 yıl önce çivinin olmadığı geminin ahşap ve demir parçalarından inşa edildiği de bilinmektedir. Şöyle ki bulunan tüm bulgular acaba araştırma için çıkar araştırmacılar bahsi geçen 1 milyon doları almak için mi yoksa gerçek anlamda araştırma yaparak Nuh’un gemisinin nerede olduğunu bulmak mıdır. Başta bir söylentiye göre Nuh’un gemisi Ağrı dağı tepesine indiği de söyleniliyor. Ağrı dağı da Ermenistan’a yakınlığı bilinmektedir. Tevrat’ta Nuh’un gemisi yeri ile ilgili her hangi bir bulgu bulunmamakla birlikte neden halen Nuh’un gemisi ağrı dağının tepesindedir. Deniliyor. Oysa ki ağrı dağı karlı ve tepesi buzul olduğu içinde  gemide bulunan hayvanların buzulda nasıl yaşadıkları ve nasıl aşağı indikleri de bilinmemektedir. Hal böyle olunca Hz.Hun’un türbesi ve hanımın mezarı Cizre ilçesinde bulunmaktadır. Demek oluyor ki Hz.Nuh’un gemisi ağrı dağı değilde Cudi dağına inmiş sayılmaktadır.

Nuh’un gemisinin büyük tufandan sonra Cudi Dağı’na mı yoksa Ağrı Dağı’na mı oturduğu yönünde araştırmalar sürerken din adamları Hud suresinden hareketle geminin Cudi Dağı’na oturduğunu ileri sürüyor. Eski Ahit’te Ararat diye geçen yerin Şırnak ve çevresini de içine alan geniş Urartu uygarlığı olabileceği, yorum farklılıkların da buradan kaynaklandığını belirtiliyor.bir söylentiye göre Cizre İlçesi gemi şeklini alacak şekilde surlarında yapıldığı söylentiler arasında yer alıyor. Cudi Dağı’nın coğrafi yapısının geminin oturmasına müsait olduğuna, Kuran’da belirtilen yerin de Cudi Dağı olma ihtimalinin yüksek olduğuna yer verdi. Açıkalın, Nuh Tufanı ile ilgili araştırmalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, hem ilk dönem hem de çağdaş tefsirleri incelediğini, hepsinde de geminin karaya oturduğu yerin Cudi Dağı’nı işaret ettiğini belirtti. Kur’an-ı Kerim’deki ayetlerde ”gemi oturdu” ifadesinin yer aldığını, bu ayetlerin tefsirlerinin çoğunda İbni Ömer Ceziresi denilen bölgede bulunan Cudi Dağı’nın işaret edildiğini ifade eden Açıkalın, şöyle dedi: ”Kur’an-ı Kerim’de geminin oturduğu yer Cudi, Tevrat’ta ise Ararat dağı olarak geçiyor. Günümüzde de Ararat dağı Ağrı olarak meşhur olmuş, ama eski dönemlerde coğrafi isimlendirmeler günümüzdeki gibi olmayabilir.

 

FACEBOOK YORUMLARI